Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Teşekkür Ederim.

Bazen hayat, durup düşünmemize bile fırsat vermeden akar gider. Ben de kaç aydır tam olarak böyle bir döngünün içindeydim; zihnimin, düşüncelerimin içinde kaybolmuş bir hâlde günleri kapatıyor, sadece “yaşamaya devam ediyordum”. Dalgındım, buradaydım ama aslında hiç burada değildim. ​Sonra bir telefon çaldı. ​Kardeşimle yaptığım o kısacık ama derin konuşma, bana tek bir anda eski günlerimi ne kadar özlediğimi hatırlattı. Hayatımı ne kadar kaçırdığımı, zihnimi ne kadar boş detaylarla ve başkalarının yükleriyle doldurduğumu fark ettirdi. Hiçbir savunma yapmama gerek kalmadan, tek bir ses tonuyla kendime geldim. ​Meğer ben ne kadar uzun zamandır tek başımaymışım. Bunu çok önceden fark etmem gerekiyordu belki de. Ama insanız işte; “Tek değilimdir, yalnız değilimdir” diyerek tutunacak bir şeyler arıyoruz. Son zamanlarda kendime bakıp “Ben ne ara bu kadar sabırsız, bu kadar dengesiz bir insan oldum?” diye soruyordum. Ama o telefonla anladım ki; beni bu hâle getiren ben değildim. ​Sadece ...
En son yayınlar

Gölgenin Eşiğinde: Bir Nefes Kadar Yakın

Hayatın bize sonsuzmuş gibi sunduğu o illüzyona öyle bir kaptırıyoruz ki kendimizi, kırgınlıkları büyütmeyi, küslükleri beslemeyi ve sessiz savaşlar sürdürmeyi bir meziyet sanıyoruz. Oysa nefes, tek bir anın içinde kesilebilecek kadar ince bir ipe bağlı. Bir an geliyor, o ince ipin sallandığını hissediyorsun. Sadece karşı tarafın değil, kendi hayatının da bir göz kırpması kadar kırılgan olduğu gerçeğiyle yüzleşiyorsun. “Ben de ölebilirdim...” düşüncesi zihne düştüğü an, geriye kalan her şey anlamını yitiriyor. ​İnsan o gölgenin kıyısından geçtiğinde anlıyor: Sadece sevdiğin birini kaybetme korkusu değil, kendi nefesinin de bir garantisi olmaması değiştiriyor bütün bakış açını. Bu dünyadaki süremizin ne zaman tamamlanacağını bilmezken; hesapsızca harcadığımız zamanın, gurur uğruna susulan günlerin ve söylenmeyen sözlerin ağırlığı omuzlara çöküyor. ​ "Ölümün iki tarafı da teğet geçtiği veya ansızın hatırlattığı o yerde; gurur da, kırgınlık da, kimin haklı olduğu da yalnızca bire...

Vazgeçmenin Eşiğinde, Rutinin Koynunda

Bazen insanlar hiç gerçekleşmeyecek ihtimallerin hayalini kurar ya... "Nasip değilmiş" der geçeriz ama aslında olmayacağını içten içe bildiğimiz şeylerin peşine düşmüşüzdür. İstemeden de olsa kurguladığımız o güzel sahnelerin, gün gelip tek bir hamleyle silineceği gerçeği değişmiyor. ​Yarı yolda kalmak ne demek, çok iyi bilirim. Bu yüzden o belirsizliği, o eksik kalmışlık hissini kimseye yaşatmadım. İnsan bir başkasıyla hayal kurmayı bırakın, benden bu kadar kolay gitmesini bile akıl sır erdiremezken buluyor kendini. İki aya yaklaştık... Ama zihnim hâlâ aynı sorunun etrafında dönüp duruyor: Neden? ​Belki de en büyük hatalı benim. İlişkinin içindeyken o noktayı koyamadığım için... "Hep bir umut vardır" diye diye ertelediğim için... Ama karşındaki seni bir an bile düşünmezken, kendi akıl sağlığını korumaya çalışmak mucize gibi bir şey. Karşı taraf yoluna devam ederken, sen o kırgınlıkla kalakalıyorsun. ​Sonra ne oluyor biliyor musunuz? Hayatın o değişmez döngüsü gi...

Gözümü Açtım, Kapadım ve Bitti

Bazen zihin susar, cümleler tükenir ama beden susmaz. İçine attığın, "tamam hallettim" deyip bastırdığın her öfke, her stres birikir de en sonunda göğsüne bir taş gibi oturur. Bugün kalbimdeki o tuhaf ağırlıkla durdum işte. Sonrası bir sis perdesi… Kendimi açtığım yer, beyaz duvarların soğukluğu oldu. ​O an, o tek kişilik sessizlikte anladım. Vücudum bana en sert ihtarı çekmişti: Daha fazla taşıma. ​Hayat garip. Bir zamanlar her anını paylaşmak istediğin, "Acaba haberi var mıdır?" diyeceğin insanları, o kriz anında aklının ucundan bile geçirmiyorsun. Haber gitsin istemiyorsun, bilinsin istemiyorsun. Çünkü belki de o krizin, kalpteki o sıkışmanın tam ortasındaki sebep zaten geçmişte bırakmaya çalıştığın o yüklerin ta kendisi. ​Ama ben üzerime düşen her şeyi yaptığıma inanıyorum. İçim rahat, vicdanım tam. Elimden geleni yaptım, mücadele ettim, sustum, yutkundum ve en sonunda tevekkül ettim. Gerisini zamana ve akışa bıraktım. Biliyorum, zaman her şeyin ilacı derler ...

Kendimi Tekrar Büyütüyorum: Bir Kabulleniş ve Yeniden Doğuş Hikayesi

O kadar boş hissediyorum ki… Ne yaşadım, neyin rüyasını gördüm inan bilmiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var: Beni sevmeyen bir insanın hayatında bir saniye bile durmayacağım. Hayatında başkası olan birine duyduğum kırgınlığı ve bıraktığı ahı asla unutmayacağım. ​Çok güzel bir rüyaydı. Belki de tekrarı yaşanmayacak bir rüya… Ama biliyorum, bir gün çok daha güzelini yaşayacağım. ​Umut Nedir? ​Şu an umudun ne olduğunu bile düşünmüyorum. Sadece kendimi tekrar büyütüyorum. ​Bir sonrakinde aynı hatayı yapmayacağımı çok iyi biliyorum; çünkü bu sefer süreç benim kontrolsüz seçimim olmayacak. "Nasıl hissediyorsun?" diye sorarsanız: Sanırım ihanetlere alışmış olmanın getirdiği o garip rahatlık var üstümde. ​Herkes el değil mi neticede? Yapmaz mı? Yaparlar. Ama bundan sonra: ​Bitiren de benim, ​Başlatan da... ​Bu bir hırs değil. Gözümü hırs bürümedi. Sadece büyüdüm... İnsan kaç kere daha büyür bir yaşamda, bilmiyorum. ​İçimdeki Yanıtlar ​ Hayatımda birini istiyor muyum? ...

Yarım Kalan Sesler

Zihnimin içinde sürekli dönen, içimi kemiren tek bir cümle var: Ölüm var bu dünyada. Gerçekten ölüm var. ​Biz sanıyoruz ki zamanımız sonsuz. Kırgınlıklarımızı beslemeye, gururumuza sarılmaya, "sonra konuşuruz" demeye hep vaktimiz olacak sanıyoruz. Oysa hayat tek bir nefeste bitiveren bir rüyaymış. Birkaç ay önce aynı masada oturduğun, sesini duyduğun, nefes alan bir insanın bir gün aniden bu dünyadan yok olup gitmesi... Bir insanın yokluğuyla açılan o devasa boşluk, yaşayan her şeyi bir anda anlamsızlaştırıyor. ​O haber geldiğinden beri ruhum darmadağın. İçimdeki o yangınla, ölümün o buz gibi soğukluğuyla kaç kere kapılara dayandım. Kaç kere ulaşmaya, bir ses duymaya, gözlerinin içine bakıp "Bak, ölüm var, değmezmiş" demeye çalıştım… Bilmiyorum. Kaç kere denedim, kaç kere o telefonlara sarıldım, hatırlamıyorum. Ama ne görebildim ne ulaşabildim. Karşılaştığım tek şey, aşamadığım kapalı kapılar ve derin bir sessizlik oldu. ​İnsan böyle zamanlarda sadece helalleşmek...

Yabancılaşan Aşkın Son Perdesi

Bazen insan oturup deli gibi yazmak ister. Sonra tam parmakları harflere dokunacakken durak kalır. Kendi kendine sorar insan: Beni sevmeyen, benimle görüşmek istemeyen, "Hiç umudun kalmasın" diyen bir insana ne yazılabilir ki? ​Bir öfke anında sinirlenip her şeyi silip atmak hiç yakışmamıştır o insana. Bildiği, tanıdığı, sığındığı o kişi değildir artık. İnsan onu en çok ilk hayaliyle sevmiştir; keşke öyle kalsaydı, onun bu son halini hiç görmeseydi... ​Hatalarını bilir, görür insan. Ama ne tuhaftır ki kendisini o hataları yapmaya zorlayan da yine karşı taraftır. "Hata nedir?" diye sorulsa, dobralık mıdır bilmiyor insan. Oysa içindeki hiçbir şeyi tutmamayı, ne hissediyorsa söylemeyi ona öğreten de tam olarak o kişidir. ​Şu an nasıl bir insana dönüştüğünü bilemez. O uzaklarda bir şeyler yaptıkça, insan burada hisseder. Bir anda sebepsiz bir kalp sıkışması gelir, sonra bir bakar ki gerçekten o düşündüğü şeyi yapmıştır. Her defasında insanı şaşırtır. "O yapmaz, ...