Hayatıma tek başıma devam edeceğim. Her şeyi tek başıma yapacağım artık. Neden mi? Çünkü sevilmeyi öğrendiğim yerden sevilmemeyi de gördüm ben. Denedim, gerçekten her şeyi denedim. Çabaladım. Onun "bitti" demesine rağmen, insanı son raddeye getirene kadar, o son duvarı görene kadar ben çabaladım. Biliyorum hatalıyım. Biliyorum, her boku sadece ben yaptım. Ama düzelmeye yemin ettim. Artık kendim için yaşıyorum. Kendim için yaşayacağım. Yeni bir yol çizeceğim kendime; ister eskiler yanımda dursun, ister eskiler gitsin. İnanın güçlü bir şekilde dönmek ne demek, onu da bilmiyorum şu an. Eskiden iki insanın birbirini severek ayrılmasına inanmazdım. Birinin kalbi soğur diye düşünürdüm hep. Gerçekten de öyleymiş işte. Biri gidermiş, biri kalırmış. Olsun. Olduğum yerden yine de çok mutluyum. Gidiyorum, dönüyorum; bu benim. İçim dışım bir. Ve ilk defa bu gece kendim olmayı başardım. Çok değişmiştim onun için. Çok sevmiştim, hala da seviyorum. Hala severim, hala vazgeçmem ama içimd...
Güvenmek; bir insana tüm bağlarınla, ruhunun en korumasız haliyle bağlanmaktır. Gerçek anlamda seni istediğini, seninle bir gelecek hayal ettiğini bildiğin bir kalbe tüm varlığını emanet etmektir. Ama hayat, bize güvenin tanımını en çok da hayal kırıklıklarımızla yeniden yazdırıyor. Tam hayatının en güzel, en resmi adımını beklerken, o çok güvendiğin elin aniden seni boşlukta bırakması gibi... Sonra arkasından o amansız korku geliyor. "Yine mi olacak?" endişesiyle sürekli geleceğe dair planlar yaparken, zihninde her ihtimali hesaplarken buluyorsun kendini. Dönüp geriye bakıyorum; ilk günden son ana kadar sadece çabalayan, didinen iki insan var ortada. Bu yüzden, bitmeye yüz tutan bu bağın yeniden, hem de daha güçlü bir şekilde alevlenmesini istemek çok haklı bir özlem. Ancak bir kadının gururunun, sevgisinin bu derece incitilmesini hiç beklemezdim. İnsan, hayatı boyunca her şeyi sıfırdan kuracağını, yepyeni hayaller peşinde koşmak zorunda kalacağını hiç düşünmüyor. Tam o...