Bazen insanlar hiç gerçekleşmeyecek ihtimallerin hayalini kurar ya... "Nasip değilmiş" der geçeriz ama aslında olmayacağını içten içe bildiğimiz şeylerin peşine düşmüşüzdür. İstemeden de olsa kurguladığımız o güzel sahnelerin, gün gelip tek bir hamleyle silineceği gerçeği değişmiyor. Yarı yolda kalmak ne demek, çok iyi bilirim. Bu yüzden o belirsizliği, o eksik kalmışlık hissini kimseye yaşatmadım. İnsan bir başkasıyla hayal kurmayı bırakın, benden bu kadar kolay gitmesini bile akıl sır erdiremezken buluyor kendini. İki aya yaklaştık... Ama zihnim hâlâ aynı sorunun etrafında dönüp duruyor: Neden? Belki de en büyük hatalı benim. İlişkinin içindeyken o noktayı koyamadığım için... "Hep bir umut vardır" diye diye ertelediğim için... Ama karşındaki seni bir an bile düşünmezken, kendi akıl sağlığını korumaya çalışmak mucize gibi bir şey. Karşı taraf yoluna devam ederken, sen o kırgınlıkla kalakalıyorsun. Sonra ne oluyor biliyor musunuz? Hayatın o değişmez döngüsü gi...
Bazen zihin susar, cümleler tükenir ama beden susmaz. İçine attığın, "tamam hallettim" deyip bastırdığın her öfke, her stres birikir de en sonunda göğsüne bir taş gibi oturur. Bugün kalbimdeki o tuhaf ağırlıkla durdum işte. Sonrası bir sis perdesi… Kendimi açtığım yer, beyaz duvarların soğukluğu oldu. O an, o tek kişilik sessizlikte anladım. Vücudum bana en sert ihtarı çekmişti: Daha fazla taşıma. Hayat garip. Bir zamanlar her anını paylaşmak istediğin, "Acaba haberi var mıdır?" diyeceğin insanları, o kriz anında aklının ucundan bile geçirmiyorsun. Haber gitsin istemiyorsun, bilinsin istemiyorsun. Çünkü belki de o krizin, kalpteki o sıkışmanın tam ortasındaki sebep zaten geçmişte bırakmaya çalıştığın o yüklerin ta kendisi. Ama ben üzerime düşen her şeyi yaptığıma inanıyorum. İçim rahat, vicdanım tam. Elimden geleni yaptım, mücadele ettim, sustum, yutkundum ve en sonunda tevekkül ettim. Gerisini zamana ve akışa bıraktım. Biliyorum, zaman her şeyin ilacı derler ...