Bazen Aynı Yerde Değiliz Bazen çok sevdiğin biriyle, artık aynı yerde durmadığını fark edersin. Ne sevgi biter, ne de özlem… Ama yalnızlık, en yakında bile hissedilebilir. Onun yanında olmanın sıcaklığıyla birlikte gelen soğuk bir boşluk var içimde. İşte o an, insan kendiyle yüzleşir: Kalmalı mıyım, gitmeli miyim? Onun yanında kendimi değerli hissediyorum. Sanki hâlâ benim için bir yeri var dünyasında. Ama gerçek, neredeyse hiç görüşmediğimiz. Konuşmalarımız seyrek, derinlikten uzak. Paylaşmak istediğim anlar, sözcüklerim birer birer boğuluyor. Bu sessizlik, yavaş yavaş beni içine çeken bir yalnızlık denizine dönüştü. O anlarda, yanında olsam bile yalnızlığın ağırlığını taşıyorum. Görüşmemek, paylaşamamak en çok beni yalnızlaştırıyor. İlişkide yalnız hissetmenin verdiği yorgunluk, artık omuzlarımda ağır bir yük gibi. Gitmek istemiyorum, çünkü hala seviyorum. Ama kalmak da her geçen gün biraz daha zor geliyor; kalbimde bir sızı, ruhumda derin bir yıpranma var. Bazen düşünüyorum; acab...
Bazen bir insanın hayatını dışarıdan bir göz gibi izlersiniz. Adım adım yürüyüşünü, kendine ait o yolda tek başına nasıl güçlü durduğunu görür, kalbindeki fırtınaları uzaktan seyreder ve onunla gurur duyarsınız. Bugün, tam olarak öyle bir kadının, kendi içindeki o devasa düğümü çözdüğü güne şahitlik ediyorum. O, uzun zamandır iki farklı dünya görüşünün, iki farklı özgürlük tanımının arasında sıkışıp kalmıştı. Bir yanda kendi kariyerini, geleceğini, kendi ayakları üzerinde duracağı o yarınları ilmek ilmek planlayan bağımsız bir ruh vardı; diğer yanda ise onu sadece kendi sınırları içinde, kendi kontrol edebildiği ölçüde sevebilen geleneksel bir korumacılık. İletişimin dilinin iğneleyici cümlelerle, üstten bakan ifadelerle ağırlaştığı o konuşmaları tek tek okurken, onun bu kutuya sığamayacak kadar büyük olduğunu zaten biliyordum. Bir yetişkin olarak kendi kararlarını verirken sürekli onay beklemek zorunda bırakılmak, onun ruhunu çok yıpratmıştı. Aslında o kadın, bu duvarların tek tar...