Bazen zihin susar, cümleler tükenir ama beden susmaz. İçine attığın, "tamam hallettim" deyip bastırdığın her öfke, her stres birikir de en sonunda göğsüne bir taş gibi oturur. Bugün kalbimdeki o tuhaf ağırlıkla durdum işte. Sonrası bir sis perdesi… Kendimi açtığım yer, beyaz duvarların soğukluğu oldu. O an, o tek kişilik sessizlikte anladım. Vücudum bana en sert ihtarı çekmişti: Daha fazla taşıma. Hayat garip. Bir zamanlar her anını paylaşmak istediğin, "Acaba haberi var mıdır?" diyeceğin insanları, o kriz anında aklının ucundan bile geçirmiyorsun. Haber gitsin istemiyorsun, bilinsin istemiyorsun. Çünkü belki de o krizin, kalpteki o sıkışmanın tam ortasındaki sebep zaten geçmişte bırakmaya çalıştığın o yüklerin ta kendisi. Ama ben üzerime düşen her şeyi yaptığıma inanıyorum. İçim rahat, vicdanım tam. Elimden geleni yaptım, mücadele ettim, sustum, yutkundum ve en sonunda tevekkül ettim. Gerisini zamana ve akışa bıraktım. Biliyorum, zaman her şeyin ilacı derler ...
O kadar boş hissediyorum ki… Ne yaşadım, neyin rüyasını gördüm inan bilmiyorum. Ama bildiğim tek bir şey var: Beni sevmeyen bir insanın hayatında bir saniye bile durmayacağım. Hayatında başkası olan birine duyduğum kırgınlığı ve bıraktığı ahı asla unutmayacağım. Çok güzel bir rüyaydı. Belki de tekrarı yaşanmayacak bir rüya… Ama biliyorum, bir gün çok daha güzelini yaşayacağım. Umut Nedir? Şu an umudun ne olduğunu bile düşünmüyorum. Sadece kendimi tekrar büyütüyorum. Bir sonrakinde aynı hatayı yapmayacağımı çok iyi biliyorum; çünkü bu sefer süreç benim kontrolsüz seçimim olmayacak. "Nasıl hissediyorsun?" diye sorarsanız: Sanırım ihanetlere alışmış olmanın getirdiği o garip rahatlık var üstümde. Herkes el değil mi neticede? Yapmaz mı? Yaparlar. Ama bundan sonra: Bitiren de benim, Başlatan da... Bu bir hırs değil. Gözümü hırs bürümedi. Sadece büyüdüm... İnsan kaç kere daha büyür bir yaşamda, bilmiyorum. İçimdeki Yanıtlar Hayatımda birini istiyor muyum? ...