Ana içeriğe atla

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi..

Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi.


Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni yeni kabul ediyorum.


Mars’ın içime koyduğu o dayanıklı çekirdek…Gerçekten o olmasa belki de bugün olduğum kişi olmazdım.Kaç kere düştüm, kaç kere kırıldım bilmiyorum ama her seferinde içimde görünmez bir güç beni yukarı çekti.“Tamam, kalk şimdi” diyen bir ses.Ve kalktım.Kendi kendime şaşırarak, biraz daha güçlü bir şekilde.


Sözler konusunda hep dikkatli oldum.Aslında doğuştanmış gibi.Ne zaman konuşacağımı, ne zaman susacağımı içgüdülerim söylüyor.Belki bu yüzden insanlar bazen “Bunu nereden bildin?” diye soruyor.Ben de bilmiyorum.Sadece hissediyorum.


Aşkta da böyle sanırım.Hem derin bağ istiyorum hem de beni anlayan, bana alan tanıyan birini…Kolay kolay açılmamamın sebebi belki de bu: Kalbimin hem güçlü hem de kırılgan tarafı var.Açıldığımda ise karşımdakine sadece sevgi değil, sanki evimden bir anahtar veriyorum.


Son zamanlarda fark ettim ki ben iki farklı gökyüzünün arasında yürüyen biriyim.Dışarıya bakan yanım güçlü, sezgisel, kararlı.İçime bakan yanım ise daha yumuşak, daha estetik, daha uyumlu bir şey arıyor hayatta.Belki de bu yüzden her zaman “tek bir tanım” bana uymadı.Ben hem güçlü hem hassasım.Hem karanlığı biliyorum hem ışığı seviyorum.Bazen geceleri balkona çıkıp gökyüzüne bakıyorum.Ve yıldızların bana bir şey söylediğini sanıyorum:“Devam et. Yolun daha uzun. Hikâyen daha bitmedi.”


Belki de bu yüzden yazıyorum bunları.Kendime hatırlatmak için.Ben karanlıktan korkmuyorum.Çünkü biliyorum ki içimde sabahı taşıyan bir yer var.

Ve bu hikâye, bu masal, bu yolculuk…

Hâlâ devam ediyor.

Ben de her gün yeni bir satır yazıyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Başlangıç Yaptım, Sonuna Kadar Benimle

"Başlangıç" deyince ne geliyor aklınıza? Sıfırdan başlamak… Yeni bir adım atmak… Belki de yeniden başlamak. Her başlangıcın sonunu önceden bilmeniz mümkün değil. Bazen bu yol hüzünle biter, bazen mutlulukla. Ama bazı anlar vardır ki, o mutluluğun hiç bitmemesini istersiniz. Neden mi? Çünkü evet, her şeyin bir sonu vardır. Ama "mutlu bir sonsuzluk" yaratmak, tamamen sizin elinizdedir. Mutlu ya da mutsuz bir son… Bu, sizin seçimlerinizle şekillenir. Zaman zaman şu sorularla karşılaşıyorum: “Sen mi seçtin bunu?” “Gerçekten sen mi yaptın?” Evet. Ben seçtim. Ben yaptım. Ve ne olursa olsun, arkasındayım. Çünkü bu, benim hayatım. Benim kararım. Kimseyi ilgilendirmez. Beni tanıyanlar iyi bilir; ben çokça tavsiye veririm. Ama kimseye hiçbir şeyi zorla yaptıramam. Dinlersiniz ya da dinlemezsiniz – bu tamamen size kalmış.  Hayat sizin, seçimler sizin. Karar da, sonuç da sizin olacak. Tavsiyemi alırsınız, değerlendirirsiniz. Ama sonra dönüp de "Senin yüzünden böyle o...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...