Kalbin günde kaç kez karar verdiğini bilmem ama bugün benim için bilançonun yedinci defadan çok daha fazlasını gösterdiği, kafamda taşların yerine oturduğu o nadir günlerden biri oldu. Hayatın kendi, o telaşlı ve akışkan haliyle önümden akıp giderken izlediğim an, galiba uzun zamandır aradığım o küçük aydınlanmayı da beraberinde getirdi.
İnsanın kalbi durmaksızın yorulur, yanılır, vazgeçer ve yeniden bağ kurar. Sevdiğim insanları düşündüm; her birini hayatımda o kadar ayrı, o kadar özel bir yere koymuşum ki meğer. Birkaç insan sessizce hayatınızdan çekilip gider, eksildiklerini zannedersiniz. Oysa sonra fark edersiniz ki o gidenlerin boşluğunu dolduracak tek bir kişi gelir ve bütün o dengeyi yeniden kurar. Hayat, eksilenin yerine koyduğu o tek mayayla tamamlar bizi.
Peki, bunca telaşın ortasında gerçekten neye takılıyoruz? Verdiğimiz kararlar mı bu kadar büyük anlam taşıyor, yoksa sadece önümüze çıkan yolda yaptığımız seçimler mi bizi biz yapıyor? Aslında cevap çok yalın: Yaşamak gereken ne varsa yaşanıyor. Her şey ihtimal dahilinde, hiçbir şey imkansız değil.
Çok da ciddiye almamak gerek belki de her şeyi. Hayat, mutlulukla geçinilmeli; şuracıkta kaç dakikamız var ki zaten? Son nefesimizi verene kadar bu çark dönmeye, bu hikaye yazılmaya devam edecek. Unutmayalım, hayat herkes için akıp gidiyor. Önemli olan, bu kısa molada kalbin verdiği kararların ağırlığıyla ezilmek değil, onun o tatlı tesadüflerine ve akışına gülümseyebilmek.
Not: Hayatınızda inişler ve çıkışlar olacaktır önemli olan her şeyi zamanında yaşayın.
Yorumlar
Yorum Gönder