Ana içeriğe atla

60 Gün

 Zamanın bir noktasında durup geriye bakmak, insanı en çok yoran şeymiş meğer. Bir süredir hayatı ite kaka, sanki ağır bir yükü yokuş yukarı taşır gibi sürdürmeye çalışıyorum. Zihnimi, kalbimi sürekli aynı döngünün içinde düşünmekten alıkoyamıyorum. Başına kötü bir şey geldiğinde tutamadığım o eli, iyi bir şey olduğunda paylaşamadığım o sevinci düşünüp duruyorum. Sonra aniden duraksıyorum: Sen de benim yanımda değilsin ki... İşte bu fark ediş, içimdeki o boşluğu daha da derinleştiriyor, hissettirdiği acıyı daha da ağırlaştırıyor.

​Belki sen çoktan yeni bir sayfa açtın, bense atamadığım o adımların, kuramadığım o geleceğin eşiğinde öylece kalakaldım. İçimdeki bu huzursuzluk, hazmedemediğim bu kırgınlık midemi bulandırıyor. Bir zamanlar içimden geçen o ağır ahların, öfkeyle dökülen dileklerin artık yerini bulmasını bile istemiyorum. Öfkem bile yoruldu sanki. Senden bir bağışlanma ya da bir dönüt beklemiyorum artık; af dileyecek ya da bekleyeceksem, bunu sadece tek bir adresten, gerçekten hak edenden bekliyorum.

​Zihnim sürekli geriye, en başa gidiyor. "Bunca zamandır neredeydin?" dediğim o ilk anı hatırlıyorum. Sayfa sayfa geriye sarıyorum hayatı; sanki o ilk anda, o ilk karşılaşmada durup seni beklemeye devam ediyorum. Ama hissediyorum, bu beklemelerin sonuna gelindi artık. İp koptu, bağ zayıfladı ve o duraksız bekleyişlerim kesiliyor. Hayatıma yeni renkler katmak, fırçayı elime alıp üzerini başka tonlarla örtmek istiyorum ama neye dokunsam simsiyah oluyor. Zihnimdeki o koyu gölge, attığım her yeni adımın üzerine sızıyor.

​Yine de buradayım. Yeni bir hayatı tek bir günde kurmak imkansız olsa da, o siyahın içinden geçip gitmeye çalışıyorum. İte kaka da olsa, kırık dökük de olsa yürümeye devam ediyorum. Çünkü biliyorum ki, beklemek bitince renkler hemen gelmese bile, o simsiyah örtünün altında bir yerlerde zamanla yeni bir yol açılacak.

Yorumlar

  1. Nietzsce'nin cevabı çok güzel "Geçmiş bir yük olmaktan çıktığında, geleceğe doğru ilk adım atılmış demektir."

    YanıtlaSil

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Change ¿

Yeni fark ettim. Çok düşünüyorum, diyorum ya hani.. neyi düşündüğümü yeni fark ettim. Bir boşluk mesela aslında unutmaya çalıştığınız bir şeyi boşluk olarak yaratıyorsunuz lakin o boşluğu eninde sonunda bir gelip unuttuğunu zannettiğinizi yerine koyuyor.Aslında hiçbir anıyı unutmuyoruz sadece yeni anılar biriktirerek eskilerin üzerini kapatıyoruz. Hiç böyle düşündünüz mü? Ani defterini kapatmak olarak? Aslında düşünmemin nedeni ise o ana gidip her şeyi bir çırpıda değiştirmek istiyorum. Benim dusuncemin kaynağı anılarımı değiştirmek istememdir.  Anılar değişir mi ? Anı değiştirmek mümkün olabilir mi ? Ya yeni anıları istediğim gibi mutlu yapabilirsem? Ya yarım kalmışları tamamlayabilirsem? O zaman böylece bu halimden bir şey kalır mı?? Değişir miyim veyahut en önemlisi gerçekten mutlu olabilecek miyim ? Kaldıramayacağım yüklerin altına giriyorum belki ama bunu istiyorum. Bunu şu an istiyorum ama yarın veyahut başka bir gün isteyeceğimin garantisi bile yok. Neyin garantisi var ki bu...

Hatalar ve İnsanlar

Hayatta hata, hiç beklenmedik bir yerden doğabilir. Güvendiğiniz biri, sevdiğiniz bir insan... Başlangıçta, onların hata yapabileceğini kabul etmek zordur. "Yapmaz" dersiniz, savunursunuz. Ama gerçek ortaya çıktığında, işte o zaman kahrolursunuz. Sonrasında oturur, düşünürsünüz. Neler yaptığınızı, neler anlattığınızı hatırlarsınız. Ve işte o an fark edersiniz; elinize ne büyük kozlar verdiğinizi... Hatanızın büyüklüğü tüm çıplaklığıyla önünüze serilir. Hele ki bu hata, güvendiğiniz biriyle ilgiliyse pişmanlık daha derin bir yara açar. Kendi kendinize kızarsınız: "Hiç mi akıllanmadın? Nasıl bu kadar kolay güvendin?" diye sorarsınız. Çünkü insan, hayatının her köşesinde bir konuda arkasından kuyu kazılmayacağını düşünerek anlatır yaşadıklarını. Ama sonunda öğrenirsiniz; kuyu her zaman kazılır. Yine de bir teselli vardır: İlahi Adalet. Türkiye'nin adalet sistemi bazen yetersiz kalsa da İlahi Adalet er ya da geç tecelli eder. Yaptıklarımız, söylediklerimiz, ver...