İnsanın canı en çok nereden acıyor biliyor musun? Her şeyini verdiğin o insanın seni bir anda "el yerine" koymasından. En çok ihtiyaç duyduğun, ruhunun en sıkıştığı anlarda sesini duymak istememesinden.
"İçimden gelme" demek, dışarıda nasıl bir yankı yapacak çok iyi biliyorum. Ama psikolojimin iyi olmadığını bile bile üzerime gelen yine sen oldun. Ben daha ne diyebilirim ki? Çaresizlikten, can havliyle yaşadığım o öfke patlamasında arkana bakmadan bırakıp gittin beni. Sen beni hiç yerine koydun. Demek ki zaten senin için bir hiçmişim; hayatında en son sıraya konan, sırası hiç gelmeyenden başka bir şey değilmişim.
Dile kolay gelen o son on beş gün, benim kalbime bir ömür gibi çöktü. Ama o karanlığın içinden geçerken bir şey oldu:
Ben gülmeye yeni başladım.
Ve bu bir son değil. Beni hiçe saydığın o yerden, ben kendimi toplayıp yeniden ayağa kalkıyorum. Kalbe sığmayan o zor günler bitti; şimdi sıra sadece kendim için yürüyeceğim o yolda.
Yorumlar
Yorum Gönder