Ana içeriğe atla

Kalp Rehberi

Bazen Aynı Yerde Değiliz

Bazen çok sevdiğin biriyle, artık aynı yerde durmadığını fark edersin. Ne sevgi biter, ne de özlem… Ama yalnızlık, en yakında bile hissedilebilir. Onun yanında olmanın sıcaklığıyla birlikte gelen soğuk bir boşluk var içimde. İşte o an, insan kendiyle yüzleşir: Kalmalı mıyım, gitmeli miyim?

Onun yanında kendimi değerli hissediyorum. Sanki hâlâ benim için bir yeri var dünyasında. Ama gerçek, neredeyse hiç görüşmediğimiz. Konuşmalarımız seyrek, derinlikten uzak. Paylaşmak istediğim anlar, sözcüklerim birer birer boğuluyor. Bu sessizlik, yavaş yavaş beni içine çeken bir yalnızlık denizine dönüştü. O anlarda, yanında olsam bile yalnızlığın ağırlığını taşıyorum.

Görüşmemek, paylaşamamak en çok beni yalnızlaştırıyor. İlişkide yalnız hissetmenin verdiği yorgunluk, artık omuzlarımda ağır bir yük gibi. Gitmek istemiyorum, çünkü hala seviyorum. Ama kalmak da her geçen gün biraz daha zor geliyor; kalbimde bir sızı, ruhumda derin bir yıpranma var. Bazen düşünüyorum; acaba bu yıpranma, sevginin mi yoksa ilgisizliğin mi?

Kendi kendime soruyorum:
“Bu ilişki bana hâlâ iyi geliyor mu?”
“Yalnızlıkla mı savaşıyorum yoksa sevgisizlikle mi?”
“Seviyor olabilir miyim ama artık sevilmediğimi mi hissediyorum?”
“Kendimi sevmeyi neden hep sona bırakıyorum?”

Soruların yanıtları, zihnimde bir sis perdesi gibi. Cevaplar bazen daha çok karışıklık yaratıyor, bazen de bana kendi içimde ne kadar kırılgan olduğumu hatırlatıyor. Kalbim arasında, gitmekle kalmak arasında gidip geliyor, hiçbir yere varamıyorum.

Belki bugün ayrılmadım. Belki hâlâ seviyorum. Belki kalmak cesaret ister, gitmek değil. Ama artık kendimi sevmek zorundayım. Çünkü en çok, en zor anlarda bile kendi yanında kalmayı öğrenmek gerekiyor. Bazen gitmek değil, kalmak da bir mücadele. Ve bu mücadelede en önemli olan, kendini unutmamak, kendine değer vermek.

Eğer sen de böyle hissediyorsan, yalnız değilsin. Çünkü bazen en zor olan, en çok sevdiğin yerde bile kendini bulmaya çalışmaktır. Ve bu yol, bazen karanlık, bazen umutla dolu. Ama unutma, kendi kalbinin rehberi olmaya en çok sen layıksın. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...

Hatalar ve İnsanlar

Hayatta hata, hiç beklenmedik bir yerden doğabilir. Güvendiğiniz biri, sevdiğiniz bir insan... Başlangıçta, onların hata yapabileceğini kabul etmek zordur. "Yapmaz" dersiniz, savunursunuz. Ama gerçek ortaya çıktığında, işte o zaman kahrolursunuz. Sonrasında oturur, düşünürsünüz. Neler yaptığınızı, neler anlattığınızı hatırlarsınız. Ve işte o an fark edersiniz; elinize ne büyük kozlar verdiğinizi... Hatanızın büyüklüğü tüm çıplaklığıyla önünüze serilir. Hele ki bu hata, güvendiğiniz biriyle ilgiliyse pişmanlık daha derin bir yara açar. Kendi kendinize kızarsınız: "Hiç mi akıllanmadın? Nasıl bu kadar kolay güvendin?" diye sorarsınız. Çünkü insan, hayatının her köşesinde bir konuda arkasından kuyu kazılmayacağını düşünerek anlatır yaşadıklarını. Ama sonunda öğrenirsiniz; kuyu her zaman kazılır. Yine de bir teselli vardır: İlahi Adalet. Türkiye'nin adalet sistemi bazen yetersiz kalsa da İlahi Adalet er ya da geç tecelli eder. Yaptıklarımız, söylediklerimiz, ver...