Ana içeriğe atla

Eksik Kal.

Kafamın içinde durmadan dönen o gürültüyü bir türlü susturamıyorum. Hayat bazen kesik kesik, aceleci ve çok adaletsiz geliyor. Direksiyonun başında, boğazımdaki o kör düğüm göğsüme doğru indiğinde anladım: Bir aydır kaçtığım her duygu, aslında dikiz aynasında beni izliyormuş. Kendimi toparlamaya çalışırken, o ani sıkışmalarla yüzleşmek zorunda kalıyorum.

​Şimdi bir yerlerde, zihninin kapılarını bana tamamen kapatmak ve o tanıdık sızıyı hissetmemek için aceleyle hangi sahte kalabalıklara sığındığını düşünüyorum. Ben ise burada, sessizliğin içinde, bir zamanlar varlığıyla dünyayı güzelleştiren o eski sevgiyi, o ağır değeri unutmamak için tek başıma nöbet tutuyorum. İçimdeki o amansız duygu bazen faturayı yine bana kesiyor: "Ona bir şey veremedin," diyor bir ses. Gözünü açmak, gerçeği göstermek isterken sanki her şeyi kendi ellerimle bir çıkmaz sokağa saptırmışım gibi hissettiriyor. Çaresizce dökülen o gözyaşları, beni hiç bilmediğim, yabancısı olduğum sert birine dönüştürdü.

​Ama bu mücadele burada bitmeyecek. Kalbimin bu loş koridorda can çekişini, nefesimin her saniye boğazımda düğümlenişini unutmayacağım; fakat o kapının önüne devasa bir kilit vurmayı da çok iyi becereceğim. Düzelip, hak ettiğim o güçlü halime geleceğimi en iyi ben biliyorum. Geri dönmek isteyeceğin, adımlarının tekrar bu eşiğe düşeceği o günü adın gibi biliyorum. Ama gurur, bir insana hayatının en güzel yenilgisini tattıracak kadar kör bir duygu. Kendini kaybetmeyi göze alan, bizi çoktan gözden çıkarmıştır.

​Benimle yarım bıraktığın, o telaşlı kalabalıklarda, caddelerde ve sustuğumuz o arabada yarım kalan her ne varsa, hepsi içindeki o dinmeyen boşluğa emanet olsun. Yapama. Herkesle ol, her yerde gül, ama hep eksik kal.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...

Bir Başlangıç Yaptım, Sonuna Kadar Benimle

"Başlangıç" deyince ne geliyor aklınıza? Sıfırdan başlamak… Yeni bir adım atmak… Belki de yeniden başlamak. Her başlangıcın sonunu önceden bilmeniz mümkün değil. Bazen bu yol hüzünle biter, bazen mutlulukla. Ama bazı anlar vardır ki, o mutluluğun hiç bitmemesini istersiniz. Neden mi? Çünkü evet, her şeyin bir sonu vardır. Ama "mutlu bir sonsuzluk" yaratmak, tamamen sizin elinizdedir. Mutlu ya da mutsuz bir son… Bu, sizin seçimlerinizle şekillenir. Zaman zaman şu sorularla karşılaşıyorum: “Sen mi seçtin bunu?” “Gerçekten sen mi yaptın?” Evet. Ben seçtim. Ben yaptım. Ve ne olursa olsun, arkasındayım. Çünkü bu, benim hayatım. Benim kararım. Kimseyi ilgilendirmez. Beni tanıyanlar iyi bilir; ben çokça tavsiye veririm. Ama kimseye hiçbir şeyi zorla yaptıramam. Dinlersiniz ya da dinlemezsiniz – bu tamamen size kalmış.  Hayat sizin, seçimler sizin. Karar da, sonuç da sizin olacak. Tavsiyemi alırsınız, değerlendirirsiniz. Ama sonra dönüp de "Senin yüzünden böyle o...