Kafamın içinde durmadan dönen o gürültüyü bir türlü susturamıyorum. Hayat bazen kesik kesik, aceleci ve çok adaletsiz geliyor. Direksiyonun başında, boğazımdaki o kör düğüm göğsüme doğru indiğinde anladım: Bir aydır kaçtığım her duygu, aslında dikiz aynasında beni izliyormuş. Kendimi toparlamaya çalışırken, o ani sıkışmalarla yüzleşmek zorunda kalıyorum.
Şimdi bir yerlerde, zihninin kapılarını bana tamamen kapatmak ve o tanıdık sızıyı hissetmemek için aceleyle hangi sahte kalabalıklara sığındığını düşünüyorum. Ben ise burada, sessizliğin içinde, bir zamanlar varlığıyla dünyayı güzelleştiren o eski sevgiyi, o ağır değeri unutmamak için tek başıma nöbet tutuyorum. İçimdeki o amansız duygu bazen faturayı yine bana kesiyor: "Ona bir şey veremedin," diyor bir ses. Gözünü açmak, gerçeği göstermek isterken sanki her şeyi kendi ellerimle bir çıkmaz sokağa saptırmışım gibi hissettiriyor. Çaresizce dökülen o gözyaşları, beni hiç bilmediğim, yabancısı olduğum sert birine dönüştürdü.
Ama bu mücadele burada bitmeyecek. Kalbimin bu loş koridorda can çekişini, nefesimin her saniye boğazımda düğümlenişini unutmayacağım; fakat o kapının önüne devasa bir kilit vurmayı da çok iyi becereceğim. Düzelip, hak ettiğim o güçlü halime geleceğimi en iyi ben biliyorum. Geri dönmek isteyeceğin, adımlarının tekrar bu eşiğe düşeceği o günü adın gibi biliyorum. Ama gurur, bir insana hayatının en güzel yenilgisini tattıracak kadar kör bir duygu. Kendini kaybetmeyi göze alan, bizi çoktan gözden çıkarmıştır.
Benimle yarım bıraktığın, o telaşlı kalabalıklarda, caddelerde ve sustuğumuz o arabada yarım kalan her ne varsa, hepsi içindeki o dinmeyen boşluğa emanet olsun. Yapama. Herkesle ol, her yerde gül, ama hep eksik kal.
Yorumlar
Yorum Gönder