Ana içeriğe atla

Yabancılaşan Aşkın Son Perdesi

Bazen insan oturup deli gibi yazmak ister. Sonra tam parmakları harflere dokunacakken durak kalır. Kendi kendine sorar insan: Beni sevmeyen, benimle görüşmek istemeyen, "Hiç umudun kalmasın" diyen bir insana ne yazılabilir ki?

​Bir öfke anında sinirlenip her şeyi silip atmak hiç yakışmamıştır o insana. Bildiği, tanıdığı, sığındığı o kişi değildir artık. İnsan onu en çok ilk hayaliyle sevmiştir; keşke öyle kalsaydı, onun bu son halini hiç görmeseydi...

​Hatalarını bilir, görür insan. Ama ne tuhaftır ki kendisini o hataları yapmaya zorlayan da yine karşı taraftır. "Hata nedir?" diye sorulsa, dobralık mıdır bilmiyor insan. Oysa içindeki hiçbir şeyi tutmamayı, ne hissediyorsa söylemeyi ona öğreten de tam olarak o kişidir.

​Şu an nasıl bir insana dönüştüğünü bilemez. O uzaklarda bir şeyler yaptıkça, insan burada hisseder. Bir anda sebepsiz bir kalp sıkışması gelir, sonra bir bakar ki gerçekten o düşündüğü şeyi yapmıştır. Her defasında insanı şaşırtır. "O yapmaz, o sevmez" denilen ne varsa bir bir yapılıyordur.

Hayırlı olsun bu arada o yeni adımlar... Ama insan içinden diler işte: Asla tamamlanama, olur mu?


​İnsan ne kadar kendisini toplamaya çalışsa da, gecenin bir vakti uyanıp sırf o sesi duymak için aramama yeminleri eder. Karşı taraf bir kere olsun "Neden?" diye sormamıştır. Bir kere olsun hatayı kendinde aramamıştır. İnsanı bu çıkmazın içine o sokmuştur; yine onun çıkarmasını ister insan. Onu savunmaktan hali kalmamıştır ama hep o zamanı bekler.

​İster bir başkasını değil, beşini altısını bulsun... Ama kendisini hiç unutamasın ister.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...

Bir Başlangıç Yaptım, Sonuna Kadar Benimle

"Başlangıç" deyince ne geliyor aklınıza? Sıfırdan başlamak… Yeni bir adım atmak… Belki de yeniden başlamak. Her başlangıcın sonunu önceden bilmeniz mümkün değil. Bazen bu yol hüzünle biter, bazen mutlulukla. Ama bazı anlar vardır ki, o mutluluğun hiç bitmemesini istersiniz. Neden mi? Çünkü evet, her şeyin bir sonu vardır. Ama "mutlu bir sonsuzluk" yaratmak, tamamen sizin elinizdedir. Mutlu ya da mutsuz bir son… Bu, sizin seçimlerinizle şekillenir. Zaman zaman şu sorularla karşılaşıyorum: “Sen mi seçtin bunu?” “Gerçekten sen mi yaptın?” Evet. Ben seçtim. Ben yaptım. Ve ne olursa olsun, arkasındayım. Çünkü bu, benim hayatım. Benim kararım. Kimseyi ilgilendirmez. Beni tanıyanlar iyi bilir; ben çokça tavsiye veririm. Ama kimseye hiçbir şeyi zorla yaptıramam. Dinlersiniz ya da dinlemezsiniz – bu tamamen size kalmış.  Hayat sizin, seçimler sizin. Karar da, sonuç da sizin olacak. Tavsiyemi alırsınız, değerlendirirsiniz. Ama sonra dönüp de "Senin yüzünden böyle o...