Hayatta bazen hiç geçmeyeceğiniz yollara saparsınız. Sırf o an önünüzdeki kalabalıktan kaçmak için seçtiğiniz sıradan bir sokak, sizi en çok kaçtığınız anıyla yüz yüze bırakıverir. Zamanın durduğu, saniyelerin bir ömre dönüştüğü o anlardan birini yaşadım bugün.
Uzun bir aradan sonra, hiç hesapta olmayan bir köşebaşında tanıdık bir yüze rastladım.
İlk saniyede yüzüme vuran o boş, anlamsız bakışı hissettim. Hani insan en yakın olduğu yabancıya bakar ya, öyle bir mesafe... Ama hemen arkasından, o bakışın yerini alan sessiz bir özlemi okur gibi oldum. Ya da belki de sadece kendi kalbimin yankısını duydum, bilmiyorum. Tek bildiğim; o an içime dolan, göğsümü sıkıştıran o tarifsiz heyecan.
Artık sadece bir anıdan ibaret olduğunu düşündüğünüz birinin kanlı canlı karşınıza dikilmesine mi şaşıracağını bilmiyor insan. Kaderin bu tuhaf zamanlamasına ne denir, onu da kestiremiyorum. Ama oradan uzaklaştığımda, o büyük fırtınanın ardından içimde garip, dingin bir huzur kaldı.
İnsan hep "Nasip olmayacaksa karşıma çıkmasın" diye dua eder. Ama bugün anladım ki nasip, biten bir hikayenin gölgesinde kalmak demek değildir. Nasip bence daha çok, gelecekte yaşanacak güzel şeylerin, yepyeni hikayelerin ileride bir yerde karşımıza çıkmayı beklemesidir.
Yorumlar
Yorum Gönder