Ana içeriğe atla

They're coming at me!

 Nerden başlasam nasıl yazıya döksem bilmiyorum. Belki de yazıya bile dokemeyebilirim. "Acaba anlatabilecek miyim ? Acaba kendimi kanitlayabilecek miyim ? " diye bir sürü soru geçiyor aklımda bugünlerde. Dediğim anda bir 10 dakika durdum. Olanları düşündüm. Bir insan nasıl olur da hiçbir şey olmamış gibi hiçbir suç onda değilmiş gibi davranır? Ekstra olarak kendinin mağdur olduğunu savunur ? Nasıl olabilir, hangi insanlığa sığar bilmiyorum. Bunu savunanların da bir kızları var..

 Bende bir kızım. Ve benimde babam var. Benim yaşadığım durumlarda babam benden daha kötü olduğunu gördüm, bildim. Beddua etmek istemiyorum lakin hiçbir insandan korkmayın. Çocuğunuzun da karşı tarafa ne cektirdiyseniz çıkacağını unutmayın. Bu Allahın adaleti diye geçer..

Herkes yaşattığını yaşamadan ölmez diye bir söz var. Ve bunu unutmayın. Hiçbir suç cezasız kalmayacaktır. Güvenim tam. 

Ayrıca eklemek isterim ki; 

Suçsuz bir insana suç atmak en büyük günahlardan birisidir. Bir insan bilerek kendini nasıl üzgün gösterir? Nasıl ağlayabilir herkesin içinde? Ben yapamam yapamam da..

Hiç mi insan düşünmüyor. Ağlamak kolay bir şeymiş gibi gözüküyor. Ve ben sadece kendi başıma ağlayan bir insanım. Çoğu insanda böyle olduğunu düşünüyorum. Bu hak davasından da kazananı olacağımızdan eminiz. 

Bir kadın olarak herkes sizi üzgün görmek ister.. unutmayın ki siz en gülüşünüz ile güçlüsünüz.. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...

Change ¿

Yeni fark ettim. Çok düşünüyorum, diyorum ya hani.. neyi düşündüğümü yeni fark ettim. Bir boşluk mesela aslında unutmaya çalıştığınız bir şeyi boşluk olarak yaratıyorsunuz lakin o boşluğu eninde sonunda bir gelip unuttuğunu zannettiğinizi yerine koyuyor.Aslında hiçbir anıyı unutmuyoruz sadece yeni anılar biriktirerek eskilerin üzerini kapatıyoruz. Hiç böyle düşündünüz mü? Ani defterini kapatmak olarak? Aslında düşünmemin nedeni ise o ana gidip her şeyi bir çırpıda değiştirmek istiyorum. Benim dusuncemin kaynağı anılarımı değiştirmek istememdir.  Anılar değişir mi ? Anı değiştirmek mümkün olabilir mi ? Ya yeni anıları istediğim gibi mutlu yapabilirsem? Ya yarım kalmışları tamamlayabilirsem? O zaman böylece bu halimden bir şey kalır mı?? Değişir miyim veyahut en önemlisi gerçekten mutlu olabilecek miyim ? Kaldıramayacağım yüklerin altına giriyorum belki ama bunu istiyorum. Bunu şu an istiyorum ama yarın veyahut başka bir gün isteyeceğimin garantisi bile yok. Neyin garantisi var ki bu...