Ana içeriğe atla

?

 Bazen öyle bir zaman geliyor ki ne bir cümle kurabiliyorsunuz ne de tek bir kelime ağzınızdan çıkabiliyor. (Bogaziniz düğüm düğüm oluyor. Gözlerinizdeki yaşları tutamıyorsunuz. )Yaşım küçük diye hep büyük kararlar verdiğim söyleniyor. Yapma, etme, yazıktır gibi cümleler.. 

Size iki seçenek sunuluyor ciddi anlamda.. ona güvenseniz bile diğer taraf daha ağır basıyor. Çünkü diğer taraf kanınız. Siz sevseniz de değer de verseniz hickimse size sormuyor. Seviyor musun ? Diye.. "ask gözü kör eder diyorlarmış ya aa doğruymuş " gibi cümleler havalarda ucusuyor. Göremiyorsun gözün kör. Gibi cümleler. Akıllı ol gibi cümleler.

Siz vazgeçmezsiniz şayet karşı taraftan vazgeçiş hissedene kadar. Emekleriniz, hayalleriniz, umutlarınız.. tek bir dalın kırılışı..

Belki de hayat bir ömür ayırdı belki de kavuşmak üzere ayırdı. Hani kavuşamayan aşklar büyük aşklar derler gerçekten öyle olduğunu hiç bilmezdim. 

Cümleler yetmez aklınıza fazla cümle gelmez.. sadece fotoğraflara bakarsınız durursunuz. Elinizde sadece büyük kanıt olarak aklınızdaki bakışları vardır. Anlar o beni der kendinizi avutursunuz. 

Bana bir gün hayalimizdeki için karşı tarafa saygısızlık olmasin dedin ya hani bırak olsun. Çünkü ben bir ömür kendime saygısızlık ediyorum. Karsimdakine de olsun. Artık umrumda değil. 

Beni benden alanlara, beni yok sayanlara ne hakkım helaldir ne hayatımda yerleri vardır. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Bir Başlangıç Yaptım, Sonuna Kadar Benimle

"Başlangıç" deyince ne geliyor aklınıza? Sıfırdan başlamak… Yeni bir adım atmak… Belki de yeniden başlamak. Her başlangıcın sonunu önceden bilmeniz mümkün değil. Bazen bu yol hüzünle biter, bazen mutlulukla. Ama bazı anlar vardır ki, o mutluluğun hiç bitmemesini istersiniz. Neden mi? Çünkü evet, her şeyin bir sonu vardır. Ama "mutlu bir sonsuzluk" yaratmak, tamamen sizin elinizdedir. Mutlu ya da mutsuz bir son… Bu, sizin seçimlerinizle şekillenir. Zaman zaman şu sorularla karşılaşıyorum: “Sen mi seçtin bunu?” “Gerçekten sen mi yaptın?” Evet. Ben seçtim. Ben yaptım. Ve ne olursa olsun, arkasındayım. Çünkü bu, benim hayatım. Benim kararım. Kimseyi ilgilendirmez. Beni tanıyanlar iyi bilir; ben çokça tavsiye veririm. Ama kimseye hiçbir şeyi zorla yaptıramam. Dinlersiniz ya da dinlemezsiniz – bu tamamen size kalmış.  Hayat sizin, seçimler sizin. Karar da, sonuç da sizin olacak. Tavsiyemi alırsınız, değerlendirirsiniz. Ama sonra dönüp de "Senin yüzünden böyle o...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...