Ana içeriğe atla

EGO

Her insanın hayatında olması gereken Ego'dur. Hayat kelimesi yazıldığı gibi durmaz. Yaşanması gerekendir aslında.. varsayalım; hayatınızda hiç yeri olmayan bir insan sizi küçük düşürmeye, aşağılamaya çalışıyor. Oysa küçük olanın kendisi olduğunu farkına varamıyor. Nedeni ise o mevkiye, rütbeye kendi sayesiyle ulaşmadığını kimsenin bilmediğini sanıyor. Sadece sanmakla kalsınlar. Bırakın kendi egolarını korusunlar. (Emek yiyen hiçkimsenin yanında durmayın. Çünkü size de öğretirler ve sizde aşağılayıcı bir insana dönüşürsünüz. ) 

Birileri size Ego diyebilir. Bırakın desinler. Çünkü siz onların egosunu geçmiş ( onları birkac kademe atlamış. Bir şeyler öğrenmiş ve başarmışsınız.) Onlardan üstün olup onların egolarını ezmişsiniz. Zira bunu hak etmişler. Siz egolu davranıyorsanız bu karsinizdaki karakter yoksunu insanin davranisindandir. Olsun insanları hayatlarınızdan silin. Geçmiş demeyin. Gecmis bir mazidir. Siz yenilerini yazacak ve tarih olucak güzel şeyler yaşayın. Bir insan sizin yanınıza yakışmıyorsa atin çöpe. Unutun. Gereksizdir. Davranışları hoşunuza gitmiyorsa, sallayın. Ne tutuyorsun hayatında? Gerek mi var :) Sana bu hayatta senden başkası gerek yok. Konuşmak mi istiyorsun, gel dertleşelim diyen bir kalem bir kağıt var :). Yaz onlara kendini. Yaz onlara nasıl davranacağını. Yaz onlara kurallarını. Sert olma vaktin gelip geçiyor. Unutma, sadece senin kurallarinla bu oyun oynanır. Ve sadece senin kurallarinla bu oyun kazanılır. 

Şimdi başlama zamanı. Senden güzel haberler bekliyorum.. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Başlangıç Yaptım, Sonuna Kadar Benimle

"Başlangıç" deyince ne geliyor aklınıza? Sıfırdan başlamak… Yeni bir adım atmak… Belki de yeniden başlamak. Her başlangıcın sonunu önceden bilmeniz mümkün değil. Bazen bu yol hüzünle biter, bazen mutlulukla. Ama bazı anlar vardır ki, o mutluluğun hiç bitmemesini istersiniz. Neden mi? Çünkü evet, her şeyin bir sonu vardır. Ama "mutlu bir sonsuzluk" yaratmak, tamamen sizin elinizdedir. Mutlu ya da mutsuz bir son… Bu, sizin seçimlerinizle şekillenir. Zaman zaman şu sorularla karşılaşıyorum: “Sen mi seçtin bunu?” “Gerçekten sen mi yaptın?” Evet. Ben seçtim. Ben yaptım. Ve ne olursa olsun, arkasındayım. Çünkü bu, benim hayatım. Benim kararım. Kimseyi ilgilendirmez. Beni tanıyanlar iyi bilir; ben çokça tavsiye veririm. Ama kimseye hiçbir şeyi zorla yaptıramam. Dinlersiniz ya da dinlemezsiniz – bu tamamen size kalmış.  Hayat sizin, seçimler sizin. Karar da, sonuç da sizin olacak. Tavsiyemi alırsınız, değerlendirirsiniz. Ama sonra dönüp de "Senin yüzünden böyle o...

Kim Bilir?

 Hayatı çok ciddiye aldıkça, daha çok üzülüyorsun. Daha çok kırılıyorsun, daha çok yoruluyorsun. Belki de her şeyi bu kadar önemsememek gerekiyor. Belki de bazen hiçbir şey yapmamak, her şeyi yapmaktan daha iyidir. Ben bunu geç fark ettim. Ama biri vardı, bana bu duyguları anlatan. Değerliydi. Onunla birlikte anladım bazı şeyleri. Mesela, insan kendi olamadığında yoruluyor en çok. Kendi gibi yaşamadığında, başkası olmaya çalıştığında eksiliyor. Ve bunu fark etmiyorsun bile. O yüzden en büyük mesele, kendin olmak aslında. Ne istediğini senden başka kim bilebilir? Anlatsan bile, kimse tam olarak anlayamaz seni. Sadece kendi gözlüklerinden bakarlar. Tavsiye verirler, konuşurlar, yön gösterirler. Ama karar senindir. O yüzden biri bir şey söyledi diye onu yapmak zorunda değilsin. Kendini duy. Ne hissediyorsun? Ne istiyorsun? Cevap orada. İnsanlar çok konuşur. Bazen bilmediği şeyler hakkında da… Ama sen neye inanıyorsan, onu yap. Ne istiyorsan, onun peşinden git. Çünkü bu senin hayatın. ...

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...