Ana içeriğe atla

Not giving up, but resting?

​Güvenmek; bir insana tüm bağlarınla, ruhunun en korumasız haliyle bağlanmaktır. Gerçek anlamda seni istediğini, seninle bir gelecek hayal ettiğini bildiğin bir kalbe tüm varlığını emanet etmektir. Ama hayat, bize güvenin tanımını en çok da hayal kırıklıklarımızla yeniden yazdırıyor. Tam hayatının en güzel, en resmi adımını beklerken, o çok güvendiğin elin aniden seni boşlukta bırakması gibi...

​Sonra arkasından o amansız korku geliyor. "Yine mi olacak?" endişesiyle sürekli geleceğe dair planlar yaparken, zihninde her ihtimali hesaplarken buluyorsun kendini. Dönüp geriye bakıyorum; ilk günden son ana kadar sadece çabalayan, didinen iki insan var ortada. Bu yüzden, bitmeye yüz tutan bu bağın yeniden, hem de daha güçlü bir şekilde alevlenmesini istemek çok haklı bir özlem.

​Ancak bir kadının gururunun, sevgisinin bu derece incitilmesini hiç beklemezdim. İnsan, hayatı boyunca her şeyi sıfırdan kuracağını, yepyeni hayaller peşinde koşmak zorunda kalacağını hiç düşünmüyor. Tam o anlarda boğazına bir düğüm oturuyor, yutkunamıyorsun.

​İçimden sormak geliyor: Sadece hata bendeymiş gibi davranılmasından, tüm yükün üzerime yıkılmasından yorulmuş olamaz mıyım?

​Ben sadece istemekten, beklemekten, her şeyi tek başıma düşünmekten yoruldum. Aslında sadece ben değil; biz yorulduk, biliyorum. Ama şunu söylemek bu kadar zor olmamalı: "Evet, çok kırıldık ama hiçbir şey eskisi gibi olmasın. Gel, eskisini tamir etmekle uğraşmayalım; yepyeni, daha sağlam bir sayfayı beraber açalım."

​Birbirini gerçekten seven iki insan, ne olursa olsun, her türlü zorlukta bir yolunu bulmalı. Bulur da... Ben çok yorgunum ve bu yorgunluğun ilacı, yepyeni sevdalar ya da başka yollar değil; yine bildiğim, sığındığım o kolların altında dinlenmek.

​Şu an geleceğe dair başka hiçbir ihtimali düşünmek dahi istemiyorum, bu düşünce bile canımı acıtıyor. İçimdeki ses sadece o tanıdık kalbe fısıldıyor: "Benden vazgeçme."

​İnsan değişir, insan alışır, insan yaralarını sarar. Yapmayalım... Sadece durup dinlenelim, soluklanalım ama birbirimizden vazgeçmeyelim


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Bir Başlangıç Yaptım, Sonuna Kadar Benimle

"Başlangıç" deyince ne geliyor aklınıza? Sıfırdan başlamak… Yeni bir adım atmak… Belki de yeniden başlamak. Her başlangıcın sonunu önceden bilmeniz mümkün değil. Bazen bu yol hüzünle biter, bazen mutlulukla. Ama bazı anlar vardır ki, o mutluluğun hiç bitmemesini istersiniz. Neden mi? Çünkü evet, her şeyin bir sonu vardır. Ama "mutlu bir sonsuzluk" yaratmak, tamamen sizin elinizdedir. Mutlu ya da mutsuz bir son… Bu, sizin seçimlerinizle şekillenir. Zaman zaman şu sorularla karşılaşıyorum: “Sen mi seçtin bunu?” “Gerçekten sen mi yaptın?” Evet. Ben seçtim. Ben yaptım. Ve ne olursa olsun, arkasındayım. Çünkü bu, benim hayatım. Benim kararım. Kimseyi ilgilendirmez. Beni tanıyanlar iyi bilir; ben çokça tavsiye veririm. Ama kimseye hiçbir şeyi zorla yaptıramam. Dinlersiniz ya da dinlemezsiniz – bu tamamen size kalmış.  Hayat sizin, seçimler sizin. Karar da, sonuç da sizin olacak. Tavsiyemi alırsınız, değerlendirirsiniz. Ama sonra dönüp de "Senin yüzünden böyle o...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...