Ana içeriğe atla

Hayal ile Rüya Arafında

 Hayal kurmayı her zamankinden daha çok istem duyuyorum bu aralar lakin ne hayal kurabiliyorum ne de düşünmeye fırsatım oluyor. Ne istiyorum ne yapmak istiyorum inanın bilmiyorum. Hala kendimi tanıyamadım ki.. gün geliyor bir insanla tanışmak istiyorsun veyahut onlar seninle tanışmak istiyor ama bilmiyorlar ki sorduğu soruların cevabını karşısındaki bile bilmiyor.. Tek bildiğim insan ortamında deli dolu olduğum yalnız kaldığımda ise her zamankinden çok düşündüğüm. "Ne olmak istiyordum ne oldum" diye veyahut "ne olacağım?" diye. 

Sanırım artık insanlar beni ben olduğum için sevsin istiyordum hayatımda özel biri olarak sadece kendimi koydum. Hiç kimseye ihtiyacım yok hem de özel bir şahsa çünkü ona değer vereceğime kendime değer verebileceğim. Kendime değer verebileceksem neden özel bir şahsa ihtiyacım duyuyorum?  Sevilmek istiyorsam yakın arkadaşlarıma koşarım. Böylece kendime daha çok zaman tanıyabilir ve ne olduğumu o zaman görebilirim.

Rüyalara inanır mısınız? 

    Ben bu ara her zamankinden daha çok inanıyorum. Gün geliyor rüyamda hissettiğim duyguyu bile özlüyorum. O hissiyat çok başka oluyor ayrıca o duygu belki de geleceğin duygusu olabilir diye seviniyorum. Karşımdaki de acaba öyle düşünüyor mu diye bu kez ekstra düşünüyorum. her inandığım nokta aslında beni düşündürme yoluna çıkıyor. İnanın çok zor.

Kendime geleceğim günü bekliyorum. Belki hislerime kavuşabilir belki de mutlu olabilirim. hiç ummadığımız şeyler başımıza gelebiliyor, bunun bilincindeyiz. Mutlu , hüzünlü , ayrılık her şeyi yaşadık ve dimdik ayaktayız. Zamanla yaşadıklarımızı unutabiliyoruz. Umarım, yakın zamanda yaşadıklarımızı da unuturuz. 

En güzel dileklerim sizinle..


Sevgiler, 

SAYGILAR.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bir Başlangıç Yaptım, Sonuna Kadar Benimle

"Başlangıç" deyince ne geliyor aklınıza? Sıfırdan başlamak… Yeni bir adım atmak… Belki de yeniden başlamak. Her başlangıcın sonunu önceden bilmeniz mümkün değil. Bazen bu yol hüzünle biter, bazen mutlulukla. Ama bazı anlar vardır ki, o mutluluğun hiç bitmemesini istersiniz. Neden mi? Çünkü evet, her şeyin bir sonu vardır. Ama "mutlu bir sonsuzluk" yaratmak, tamamen sizin elinizdedir. Mutlu ya da mutsuz bir son… Bu, sizin seçimlerinizle şekillenir. Zaman zaman şu sorularla karşılaşıyorum: “Sen mi seçtin bunu?” “Gerçekten sen mi yaptın?” Evet. Ben seçtim. Ben yaptım. Ve ne olursa olsun, arkasındayım. Çünkü bu, benim hayatım. Benim kararım. Kimseyi ilgilendirmez. Beni tanıyanlar iyi bilir; ben çokça tavsiye veririm. Ama kimseye hiçbir şeyi zorla yaptıramam. Dinlersiniz ya da dinlemezsiniz – bu tamamen size kalmış.  Hayat sizin, seçimler sizin. Karar da, sonuç da sizin olacak. Tavsiyemi alırsınız, değerlendirirsiniz. Ama sonra dönüp de "Senin yüzünden böyle o...

Kim Bilir?

 Hayatı çok ciddiye aldıkça, daha çok üzülüyorsun. Daha çok kırılıyorsun, daha çok yoruluyorsun. Belki de her şeyi bu kadar önemsememek gerekiyor. Belki de bazen hiçbir şey yapmamak, her şeyi yapmaktan daha iyidir. Ben bunu geç fark ettim. Ama biri vardı, bana bu duyguları anlatan. Değerliydi. Onunla birlikte anladım bazı şeyleri. Mesela, insan kendi olamadığında yoruluyor en çok. Kendi gibi yaşamadığında, başkası olmaya çalıştığında eksiliyor. Ve bunu fark etmiyorsun bile. O yüzden en büyük mesele, kendin olmak aslında. Ne istediğini senden başka kim bilebilir? Anlatsan bile, kimse tam olarak anlayamaz seni. Sadece kendi gözlüklerinden bakarlar. Tavsiye verirler, konuşurlar, yön gösterirler. Ama karar senindir. O yüzden biri bir şey söyledi diye onu yapmak zorunda değilsin. Kendini duy. Ne hissediyorsun? Ne istiyorsun? Cevap orada. İnsanlar çok konuşur. Bazen bilmediği şeyler hakkında da… Ama sen neye inanıyorsan, onu yap. Ne istiyorsan, onun peşinden git. Çünkü bu senin hayatın. ...

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...