Ana içeriğe atla

Gün Yüzünü Gösterdi..

 Evet, zamanı geldi. Her şey gün yüzüne çıktı her zaman ki gibi.. bazen sevildiğine inanmak zor gelir.

Işte o zor zamanların üstünden zaman iyi gelir derler, sanmıyorum. O zamanların üstünden sadece kendin iyi gelirsin. Başka kimse gelmez. Yüzünü görmediğin bir insanın simasını unutursun. Ama kalbindeki kişinin simasini unutmazsın. Demek ki kalbindeki kişi sen olmamışsın. Bunu farkedersin ve  öyle davranmaya çalıştıkça kalbin izin vermez, sev der. Güven der. Bak ilk kez seni seven birini ya da sevebilecek birini buldum der. Ve koşarak ona gitmeye çalışır. Ayakların ona doğru koşar. Beynin, kalbin sadece onu düşünür. Onunla yaşamaya çalışırsın ama bir an gelir tak eder. Kalp sorar; bu seni gerçekten seviyor mu ? Gururun ayagiya kalkar ve der ki bir kez sor. Bakalım ne diyecek. Aldigin cevap gururun dokunur ve bundan sonra nasıl olacağını nasıl bitecegine sen karar verirsin. Kimse değil. Sen sen olmak zorundasın o ise o olmak zorunda. Kimse kimseyi degistirmemeli. Zira bir insanı o gösterdiği kadar tanır ve seversin. Sonra içinden başkası çıkınca tanıyamaz, sevemezsin.

Insanlar hep böyle mi yoksa ben mi yanlış insanım bilemiyorum. Her şeyi gözünün içine baka baka anlattığın, güvene, ilgiye ihtiyaç olduğumu söylediğime dair tek kelime sadece özür mü? Her şeyin başladığı tarih ve bittiği tarih bir midir ? Bir de söyleyin zira bu benim için gerçek.. 

Içimden bir ses veyahut bir duyum bana şöyle diyor, ... ... .... ... .. . . . . . .. 

Yani hicbir şey söyleyemiyor. Kendimi o kadar değersiz görüyorum ki artık. Hiçbir duyum göremiyorum. Ama her şey için teşekkür ederim Hayat. Zira bu kadar yeterli kalkıp gidelim mi ? 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...

Change ¿

Yeni fark ettim. Çok düşünüyorum, diyorum ya hani.. neyi düşündüğümü yeni fark ettim. Bir boşluk mesela aslında unutmaya çalıştığınız bir şeyi boşluk olarak yaratıyorsunuz lakin o boşluğu eninde sonunda bir gelip unuttuğunu zannettiğinizi yerine koyuyor.Aslında hiçbir anıyı unutmuyoruz sadece yeni anılar biriktirerek eskilerin üzerini kapatıyoruz. Hiç böyle düşündünüz mü? Ani defterini kapatmak olarak? Aslında düşünmemin nedeni ise o ana gidip her şeyi bir çırpıda değiştirmek istiyorum. Benim dusuncemin kaynağı anılarımı değiştirmek istememdir.  Anılar değişir mi ? Anı değiştirmek mümkün olabilir mi ? Ya yeni anıları istediğim gibi mutlu yapabilirsem? Ya yarım kalmışları tamamlayabilirsem? O zaman böylece bu halimden bir şey kalır mı?? Değişir miyim veyahut en önemlisi gerçekten mutlu olabilecek miyim ? Kaldıramayacağım yüklerin altına giriyorum belki ama bunu istiyorum. Bunu şu an istiyorum ama yarın veyahut başka bir gün isteyeceğimin garantisi bile yok. Neyin garantisi var ki bu...