Ana içeriğe atla

İÇ BOŞLUK

Düşünüyorum bazen, nerde hata yapmış olabilirim diye ama hatayı ben mi yapmıştım yoksa hatayı kendi üzerime mi yıkmaya çalışıyordum. inanın bilmiyorum..  ne var ne yoksa hatayı, suçluyu hep kendimde aradım. Kesinlikle karşımdaki insanda aramadım. Düşünmedim bile bir hata yapabileceğini. Çünkü ben bu hayatta bir şeyler öğrenerek yaşıyordum. Onlar öğrenerek gelir sanıyordum ama onlarda benimle birlikte hem derslerini alıyorlardı hem hatalarını yapıyorlardı. Bunu farkedebilmem biraz uzun sürdü. (Tahminen 5 ay gibi bir süreç.) Çok kötü zamanlardan geçtim ve geçirmeye devam ediyorum. Şu an yanımda olan insanları unutmam diyoruz ya hani. Benim unutacak bir insanım yok :). Bazen varsınız bazen yoksunuz. Sizi bir kalemde silerim haberiniz yok. Ama işte napalim canımız sıkılmasın diye sizinle idare etmeye çalışıyoruz.. tabi ne kadar başarabilirsem. 
Küçükken büyümeyi hayal ederiz, istediğimiz her şeye kolayca varabileceğimizi zannederiz. Büyüdükten sonra sadece hayal edebiliyoruz. Hayal yeteneğiniz kalıyorsa tabi.. istediğimiz şeylerin kolay olmayacağını biliyoruz. Okuyoruz, çalışıyoruz hatta çalışsakta emeğimizi alamadığımız için istediğimizi alamıyoruz. Küçükken, büyümek benim için bir hayaldi. Çok güzel olucam, iyi insan olucam, kendi evim olucak vs. Herkesin olduğu gibi bir listem vardı. Hala hiç atmam, atamadım. Acar acar bakardım ne olmak istiyordum ne oldum diye. Şahsen biliyor musunuz bilmiyorum ama eğer Türkiye de yaşamasaydım şu an hepsi gerçekti. Her şeyi başarmıştım. Önüme torpil konulmazdı. Benden aşağıda puan almış bir kişi benden önce atanmazdı. Daha niceleri.. hepsi böyle işliyor bu ülkede. Ama sadece bu birinde böyle değil yanlış anlamayın. Parti vs bahsetmiyorum. Çünkü hepsi aynı b*kun aynı rengi. A sı neyse hepsi o. Az kaldı göreceksiniz. Buna 18 yaşında karar vermiştim. Tarafsız olarak kimin ne dediğini dinleyip, araştırıp karar verdim. Aileniz neyi tutuyorsa sizde onu tutmayın. Kendiniz karar verin. Çünkü geleceği sadece biz degistirebiliriz. Halkız biz. Devlet adamı biz olmalıyız. Hiçkimse ama hickimse topluluğun önüne geçemez. (C partisi değilim yanlış anlaşılmasın. Özellikle belirteyim zerre sevmem. 90 li yılların konuşmalarına bakarsanız anlayabilirsiniz.)  

Herneyse gelelim benim blog konumun son konusuna.

Bazen her konuda vazgeçebilirsiniz ama vazgectiginizde insanları kırmayın. Bu size ne sağlar? Birini incittiginizde, kırdığınızda bu sizi mutlu eder mi ? Ben çok korkardim. Ilk yazılarımı okuduysanız bilirsiniz. Kirmaktan korkardım lakin şimdi beni kıranı kırmam gerek çünkü adaleti sağlamak gerek. Kırdıysa kır, üzdüyse üz.  Istemeyerek mi seni üzdü? Sen bilerek üz. Üz ki gözümde degerin bu kadar diyebil. Çok kırıldım, çok incindim. İnsanım duygularım olduğu için çok ağladım. Yeri geldi tek kaldım, yeri geldi toplulukta tek kaldım. Yıkıldım bin kez minimum bin kez ama kalkmam gerekliydi. Ileri de yikilcagimi dahi bilsem yine kalkarım ve dik yürürüm. Kimseye ihtiyacınız yok. Siz tek olun, sağlam olun. Kendinize güvenin, kendinizi sevin. Sizin sizden başka dostunuz yok. 
Sevgiliniz veyahut eski sevgiliniz başka kızlarla görüşsün konuşsun.  Ne yaparsa yapsın. Sizi ilgilendirir mi ? İlgilendirmez dimi ? Ilgilenmeyin zira sizi umursamayanı sizinle nasıl konusacagini bilmeyen insanları hayatınızdan copmus gibi çıkarın. Sadece bunu hak ederler.
Aşk konusu beni alakadar etmediği için biraz eksik ya da karışık yazmış olabilirim. 

Unutmayın, sizi siz olduğunuz için seviyorum..

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Geceyle Konuştum, Kendimi Buldum.

 Bugün kendimle biraz daha derinden konuştuğum bir gün oldu.Bazen oturup geçmişime, hissettiklerime, neden böyle biri olduğuma bakıyorum.Doğduğum geceyi düşünmek bile garip şekilde huzur veriyor bana.23.00 civarı… İstanbul’un karanlığı, denizin sesi, hafif bir rüzgâr…Bir şekilde içimde hâlâ o gecenin izleri var gibi.. Akrep burcunun kapılarından geçtiğimi bilmek bana hep tuhaf bir “ev hissi” veriyor.Karanlığı anlamak bana küçük yaşlardan beri doğal geliyor.İnsanların söylemediklerini sezmek, suskunlukların ardındaki gölgeleri fark etmek…Bunlar bazen yorucu olsa da, bir yandan da beni ben yapan şeyler.Sanki evren “Sen bunları göreceksin, ama bunların arasından kendi ışığını çıkaracaksın” demiş gibi. Ay’ın etkisiyle içimde iki farklı ritim var.Bir yanım durmadan konuşmak, öğrenmek, bağlantı kurmak istiyor.Diğer yanım ise bazen tek ses bile duymak istemiyor; sadece sakin bir oda, hafif bir müzik ve kendi dünyam…Bu iki hâlin bana karmaşıklık değil, bir çeşit zenginlik kattığını yeni ye...

Yeter Artık: Cesaretin ve Umudun Günlüğü

Belki her ay “kız neden yazmıyor” diye merak ediyorsunuzdur; belki de umurunuzda bile değildir — bilemiyorum. Benim içinse bu yazılar bir nefes, bir kayıt, birlikte öğrenip birlikte yaşadıklarımızın küçük bir aynası oldu. Her satırda yalnızca anılar değil, üstesinden gelinen şeyler, düşülen yerler ve yeniden kalkmalar saklı. Hayat boyunca birçok şey yaşadım. Bu yaşadıklarımın altından kalkmak, hayatı düzene sokmak kolay olmadı; ama pes etmedim. Tek yaptığım şey basit: inandım ve kalktım. Kolay değildi, olmayacaktı da. Ama şimdi geriye dönüp baktığımda, o zorlukların çoğunu geride bırakmış biriyim. “Neleri bile atlatırım?” diyorum içimden — ve görüyorum ki aslında düşündüğümden daha fazlasını aşmışım. En değerli keşfim şu oldu: cesurduk. Cesurluk, kahramanlık yapmaktan çok farklı; küçük adımlarla, tekrar tekrar kalkabilmek. Biz cesuruz. Yalnızca bize daha cesur birine ihtiyacımız var — belki de o kişi biziz. Kendimizi övmek gibi olmasın ama yaşadıklarım bana bir şey öğretti: dayanıklılı...

Hatalar ve İnsanlar

Hayatta hata, hiç beklenmedik bir yerden doğabilir. Güvendiğiniz biri, sevdiğiniz bir insan... Başlangıçta, onların hata yapabileceğini kabul etmek zordur. "Yapmaz" dersiniz, savunursunuz. Ama gerçek ortaya çıktığında, işte o zaman kahrolursunuz. Sonrasında oturur, düşünürsünüz. Neler yaptığınızı, neler anlattığınızı hatırlarsınız. Ve işte o an fark edersiniz; elinize ne büyük kozlar verdiğinizi... Hatanızın büyüklüğü tüm çıplaklığıyla önünüze serilir. Hele ki bu hata, güvendiğiniz biriyle ilgiliyse pişmanlık daha derin bir yara açar. Kendi kendinize kızarsınız: "Hiç mi akıllanmadın? Nasıl bu kadar kolay güvendin?" diye sorarsınız. Çünkü insan, hayatının her köşesinde bir konuda arkasından kuyu kazılmayacağını düşünerek anlatır yaşadıklarını. Ama sonunda öğrenirsiniz; kuyu her zaman kazılır. Yine de bir teselli vardır: İlahi Adalet. Türkiye'nin adalet sistemi bazen yetersiz kalsa da İlahi Adalet er ya da geç tecelli eder. Yaptıklarımız, söylediklerimiz, ver...