Ana içeriğe atla

Üst Üste Gelenler ve İnsanın Durma İhtiyacı

Bazen hayat, tek bir büyük fırtınayla yetinmiyor. Tam “Tamam, ben bu dalgayı göğüslerim, bir şekilde ayakta kalırım” dediğin an, arkasından yenileri geliyor. Biri bitmeden diğeri başlayan, insana ne hissettiğini anlamaya bile zaman tanımayan koca bir koşturmaca…

​Son birkaç haftama bakıyorum; bir haftam bir kayıpla geçti. Diğer haftam etrafımda gelişen meseleleri, olup biteni anlamaya çalışmakla… Normalde belki de gülüp geçeceğim, “Aman, neyse ne” deyip arka plana atabileceğim şeyler bile şu an zihnimi kilitliyor. Çünkü zemin sağlam değil.

​Kısa süre önce hayatımda sessizce kapanan bir sayfa oldu. İçimde halletmeye çalıştığım, henüz tam anlamıyla kabuk bağlamamış bir duygu yüküyle dolaşıyorum.

​Bazen dışarıdan bakıldığında zaman geçmiş gibi görünür. Oysa insanın kendi içindeki o alışkanlıklardan, o güven alanından sıyrılması zaman alıyor. İçeride hâlâ sessizce iyileşmeye çalışan bir yer varken, dışarıdaki en ufak bir rüzgar bile can acıtmaya yetiyor. Meğer içimdeki o dayananak noktalarından biri sarsıldığı için etraftaki her karmaşa üzerime bu kadar biniyormuş.

​Yemin ediyorum, koşturmaktan düşünmeye fırsat bulamıyorum.

​Zihnim sanki bir savunma mekanizması olarak şalteri indirdi. “Daha fazla veri işleyemiyorum, dur” diyor. Güçlü durmaktan, her şeye yetişmeye çalışmaktan, her şeyi anlamlandırmaktan yoruldum. Bazen sadece hiçbir şey yapmadan oturmaya, zihnimi tamamen boşaltmaya ihtiyacım olduğunu fark ediyorum.

​Eğer sen de benzer bir noktadaysan; üst üste gelen aksiliklerin, kayıpların ve sessiz bitişlerin arasında nefessiz kaldıysan, kendine yüklenme. Zihninin durması, güçsüz olduğun anlamına gelmez; sadece çok fazla şeyle aynı anda savaştığının kanıtıdır.

​Bugün her şeyi çözmek zorunda değilim. Bugün sadece nefes alacağım.

Yorumlar